Dil Önemli-1: “KKTC” travması

Oz Karahan

Oz Karahan – Afrika Gazetesi (19.01.2020) – Uzun süredir başlamak istediğim bir yazı dizisine başlıyorum. Çünkü işgalin insanlarımız üzerinde yarattığı travma ve etkileri dayanılmaz hale gelmiş durumda. Artık sadece mücadelenin değil, birlikteliklerin bile anlamını yitirdiği bir noktadayız.

Bunun en son örneği, Kıbrıslılar ve illegal yerleşik Türklerin omuz omuza“seyrüsefer” zamlarını protesto ettiği toplantı. “İşgale karşıyım” diyen Kıbrıslıların bile umut bağladığı ve tabiatının gerektirdiği gibi etkisiz bir şekilde tamamlanan bu eylemde kullanılan “ifadeler” ne kadar acınası bir durumda olduğumuzu gösteriyor bizlere. 2011 yılındaki mitingler ve Yasemin Hareketi’nin duruşu sebebiyle Türkiye’nin o zamanki Başbakanı Erdoğan’ı bile çılgına çeviren birlikteliklerin yerini buradaki alt yönetimi bile sarsamayan toplantılar almış durumda artık. Bu ayrı bir yazı konusu. Şimdi konuşacağımız şey, bizim, yani Türkiye’nin Kıbrıs’taki işgal rejimi vasıtasıyla “kansız soykırıma” maruz bırakılan Kıbrıslıların ağızlarından çıkanlar “ifadelerin” tutarsızlıkları.

Birçok defa belirttiğim gibi kendinizi Kıbrıslı ya da Türk hissediyorsanız bu iki kimliğin de üzerinize yüklediği ödev, sorumluluk ve ağırlık farklıdır. Kıbrıslı olduğunuza inanıyorsnaız yurdu işgal altında olan bir insanın hassasiyetiyle, Kıbrıs adasında bir Türk olduğunuza inanıyorsanız işgalcinin cariyesi vari bir hassasiyetle günlük yaşantınıza devam etmek zorundasınız.

Kimlik ve dil birbiri ile doğrudan bağlantılı şeylerdir. Dil ile söz ettiğim şey tabii ki de“lisan” değil. Dünya üzerinde yaşadıkları kültürel sömürü ile kendilerine ait olmayan dilleri kullanan onlarca halk var. Dil derken kastettiğim şey kullandığımız sözcükler ve onlara yüklediğimiz anlamlardır. Ve bırakın toplumsal olarak, bireysel olarak normal bir insanın dikkat etmesi gereken bir konudan söz ediyorum.

KKTC…

Birçoğumuzun dikkatsiz bir şekilde kullandığı, belki kullanırken bir anlam yüklemeyip hatta kötü anlam yükleyip söylediği ama ona inananların her duyduğunda mest olduğu kelime. Mest oluyorlar çünkü KKTC’ye inanmadığı halde onun adını anan Kıbrıslıların, onun varlığını tasdik ettiğini işitiyorlar. Mest oluyorlar, çünkü Türkiye’nin adadaki varlığından rahatsız olduğunu bildikleri Kıbrıslıların, konu işgal rejimi altında sürdürdükleri hayatlarındaki konforlarına gelince rejimin adını anacaklarını biliyorlar. Mest oluyorlar, çünkü o Kıbrıslıları “adam” ettiklerini düşünüyorlar. Zaten sonrasını biliyorsunuz, sözde mecliste üzerine edilen “yeminler” ve süpürgecilik faaliyetleri falan.

Şuanda bu yazıyı okurken bir kısmınızın “Aman Oz, herşey bitti bir bu mu kaldı” dediğini duyar gibiyim. Hayır, hiçbirşey bitmedi. Çünkü başlamadın bile. İşgale karşı mücadeleden söz ediyorsan başlayacağın ilk konu bu. Bu konu zihinlerde halledilmeden atılacak her adım, söylenecek her söz yarın başımıza vuracak bir bumerangdan farksızdır. Komiktir. Acıklıdır. Zavallıdır.

Ne yazık ki şuanda gündemine daha yakın olduğunuz Türkiye’den bir örnek vermek isterim. Bir düşünün. Hayatınızda kendi milli davasını savunan bir Türk’ten “ermeni soykırımı” sözünü yada bir Ermeniden “sözde ermeni soykırımı” sözünü duyabilir misiniz?

Şimdi size “birleşmek” istediğiniz diğer Kıbrıslılardan söz edeyim. “Kıbrıslıyım” derken göğsünüzün kabardığı halde birçoğunuzun hassasiyetlerinin bile uyuşmadığı insanlardan. Siz Rumca konuşan bir Kıbrıslıdan “ΤΔΒΚ” yani KKTC sözcüğünü duyabileceğinizi zannediyor musunuz? Ya da bir adım ileriye gideyim, “Kuzey Kıbrıs” sözcüğünü duyabileceğinizi? Ya da bir tane daha eklersem, “Türk tarafı” gibi bölücü bir ifade kullandıklarını mı zannediyorsunuz onların? Ya da bazı süper zekaların yaptığı gibi küçük harflerle “kktc” falan yazılmasına tahammül edebileceklerini?

Eğer öyleyse yanılıyorsunuz. Özgür bölgelerde, sizinde ara sıra söylediğiniz “işgal” bölgesi için kullanılan tek sözcük… Evet doğru tahmin ettiniz. Kendine Kıbrıslı diyen herkesin söylemesi gerektiği gibi “işgal bölgesi”. Daha çok alternatif istiyorsanız, “Kıbrıs’ın işgal bölgesi”, “işgal altındaki kuzey bölge”, “sahte devlet” ya da başına “sözde” getireceğiniz ifadeler kullanabilirsiniz mesela.

Bu konu hakkında yazı yazılması tuhaf, biliyorum. Ancak size “basit” gelen bu konu dünya üzerindeki bütün toplumlar için en önemli şey. Kimlik ve dil, kullanılan söz ve yüklenen anlamlar bir toplumu toplum yapan şeylerdir. Eğer Beşparmak ve Mesarya arasında kabak kesmek yerine dünyaya mücadelemizi anlatacaksak, hele bir de bu mücadeleyi diğer Kıbrıslılar ile birlikte vermeyi düşünüyorsak, önce aynı “lisanı” kullanmasakta, aynı hassasiyelere sahip bir “lügat” kullanmak mecburiyetinde olduğumuzu hatırlatırım.

“Dil önemli” yazılarıma zaman zaman devam edeceğimi de sizlerle paylaşmak isterim.