“Yasemin Hareketi” Avrupa Seçimleri 2019 – Basın Bildirisi

Jasmine Movement

“YASEMİN HAREKETİ” AVRUPA SEÇİMLERİ 2019 – BASIN BİLDİRİSİ

Yasemin Hareketi

13.03.2019 – Yurdumuz 2004’te AB’ye tam üye olduktan sonra 26 Mayıs’ta Avrupa Parlamentosu için dördüncü kez seçime gidiyoruz. Sanıyoruz ki bize en çok sormak istediğiniz soru şudur: “Yasemin Hareketi” olarak neden biz bu seçime girdik?

Biz burada Türkçe konuşan altı Kıbrıslı adayız ve hepimiz Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşıyız. Tüm Kıbrıs Avrupa Birliği’ne üye olduğu halde, adanın kuzeyi Avrupa dışında Türkiye’nin eline ve insafına bırakıldı. Kıbrıslırum ve Kıbrısıtürk statükocular ise yıllardır çok açık olan bu gerçeğin adeta üstünü örtmek için anlaşmış gibidir.

Biz bu örtüyü kaldırmak için adayız.

Kıbrıs’ın güneyinde Avrupa muktesabatı yürürlükte iken, kuzeyinde yürürlükte olan Ankara müktesebatıdır. Ankara müktesebatının neye tekabül ettiğini uzun uzun anlatmaya gerek yoktur. AKP ve Tayyip Erdoğan’ın kurduğu İslamofaşist diktatörlükte, Türkiye, insan haklarının sıfırlandığı, yargının muhaliflere yönelik bir sopaya dönüştüğü, hapishanelerin düşünce suçlularıyla dolup taştığı bir ülke konumundadır. Kuzeyde alınan bütün kararlarda son sözü Türkiye hükümetinin söylediğini düşünürsek, sıranın nüfus olarak Türkiyelileşen kuzeyin, sistem olarak da Türkiyeleşmesine geleceğini görüyoruz.

Biz farkında olduğumuz bu tehlikeyi dile getirmek için adayız.

Kuzeydeki Kıbrıslıtürkler azınlık durumuna düşerken bizzat Kıbrıs’ın da ölmekte olduğunun farkındayız, çok geç olmadan gerçekleri dile getirmek için adayız.

Yurdumuz için en trajik tarih olan 1974’ten beri adamız Türkiye’nin işgali altındadır. 1960 Zürih ve Londra anlaşmalarına göre adada 650 asker bulundurma hakkı olan Türkiye halen 40 bin askeri ile buradadır. Ancak bu işgal sadece askeri bir işgal olmaktan çıkmış, Türkiye’den yıllardır aktarılan nüfusla sivil bir işgale dönüşmüştür. Nüfusumuz sistematik bir şekilde değiştirilmiş, demografik bozguna uğratılmıştır. Türkiye’den taşınan yerleşik nüfus, yerli Kıbrıslı nüfusu en az beşe katlamıştır. Yerleşiklerin yerli, yerlilerin ise yersiz yurtsuz kalma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu, nüfusun en yetkili sanılan makamlar tarafından bile bilinmediği, 1974’te Kıbrıslırumların elinden silah zoruyla alınan toprakların sahte tapular dağıtılmak suretiyle yağmalanmaya devam ettiği bu koşullarda, biz “Yasemin Hareketi” olarak gizlenen gerçekleri söylemek üzere yola çıktık.

“Afrika” gazetesinin bugüne kadar Türkiye’ye işgalci dediği için uğramadığı baskı ve şiddet kalmadı. Gazete iki kere bombalandı, iki kere kurşunlandı, geçmişten bugüne onlarca dava açıldı. Son olarak da geçtiğimiz yıl 22 Ocak’ta Erdoğan’ın hedef göstermesiyle yerleşik bir güruh polisin himayelerinde “Afrika”ya taşlı sopalı bir linç saldırısı düzenledi. Mahkemenin hapse gönderdiği saldırganlar serbest bırakılırken, “Afrika”nın genel yayın yönetmeni Şener Levent ve direktör Aliosman Tabak’ın “Yabancı devlet büyüğüne hakaret” suçlamasıyla yargılanıyor olması 22 Ocak’ta 74 işgalinin üzerine nasıl bir rejimin eklendiğini gösteriyor.

Biz toplumda da infial ve korku yaratan bu rejimi deşifre etmek için adayız.

İşgal bölgesinde Türkiye’nin baskısına direnenlerin sesinin uluslararası arenaya yansımadığını, her yıl kuzeyden Brüksel ve Strazburg’a gönderilen siyasilerin oralarda gerçekleri söylemediklerini biliyoruz. “Yasemin Hareketi” olarak aday olmamızın başlıca sebeplerinden biri de budur. Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıs’ta yaşadığımız gerçekleri dile getirmek boynumuzun borcudur.

Biz birleşik değil bitişik bir Kıbrıs’tan yanayız. Sınırsız ve bölgeleri Türk ve Rum diye ayrılmayan bir Kıbrıs istiyoruz. Biz iki devlet yani taksim dışında bulunacak her çözümü destekliyoruz. Biz federal çözüme karşı değiliz, ancak, federasyonu ayrı devlete sıçrama aracı olarak değil, tam tersine tek Kıbrıs’ı yaratma yolunda bir araç olarak görüyoruz. Kıbrıs Cumhuriyeti de iki toplumlu bir federasyondu, ancak şimdi istenilenden farklı olarak iki bölgeli değil tek bölgeliydi. Kıbrıs bir adadır ve bütündür, bir adadan iki ayrı ülke yaratılmak istenmesi abestir. Adanın her iki yanında federal çözümden yana olduğunu söyleyenlerin bunun altını doldurmaları, özellikle garantörlükle ilgili açık konuşmaları gerektiğine inanıyoruz.

Bugüne kadar liderlikler ve siyasi partiler çözüm ve barış yolunda ciddi adımlar atamadılar, kayıplar konusunun halen uzayıp gitmesi, iki liderin bir kere bile birlikte bir toplumezara gitmemesi, Maraş’ın açılmaması, savaş suçlarının yargılanmaması sadece birkaç örnektir.

Bunları söylemek zorundayız.

Şu anda çok kritik günlerden geçiyoruz. Denizlerimizde hazine bulundu ancak bunun nasıl sonuçlanacağından emin değiliz. Çevremiz savaş gemileriyle dolu.

74’te faşist Yunan Cuntası Kıbrıs’a büyük kötülük yaptı, şimdi ise Türkiye’de faşist bir diktatörlük var. Türkiye’nin Suriye’de izlediği saldırgan politika, Kıbrıs’a da yapabileceği kötülüklerin kanıtıdır. Biz bu tehlikenin farkında olduğumuz için adayız. Yalnız kuzeyde değil güneyde de bu faşist diktatörlüğü kucaklayan kesimler olduğunu, İslamofaşizmine karşı olduğumuz için bizi “Türkiye düşmanı” ilan eden Türk yetkililerin de güneydeki bu kesimleri kucakladığını hayretle izliyoruz.

Vaktiyle Yunan faşist cuntası adamız için ne kadar tehlikeli olmuşsa şu anda Türkiye’deki faşist rejim de hepimiz için o kadar tehlikelidir.

İşte biz bunun için adayız. İşgale ve faşizme karşı güçlü ses “Yasemin Hareketi”.


26 MAYIS 2019 AVRUPA PARLAMENTOSU SEÇİMLERİ – YASEMİN HAREKETİ ADAYLARI

ŞENER LEVENT

Şener Levent, 1948 yılında Lefkoşa’da doğmuştur. İlk ve orta öğrenimimi Lefkoşa’da tamamlarken, gazeteciliğe ortaokul yıllarında abisinin yayınladığı günlük “Akın” gazetesinde başlamıştır. Lise sıralarında ise haftalık “Öğrencinin Sesi” gazetesini üç yıl süreyle yayınlamıştır. 1968 yılında Kıbrıs Yayın Kurumu (RIK) bünyesinde Türkçe Yayınlar Servisi’nde çalışmıştır. 1969 yılında yüksek öğrenimi için Sovyetler Birliği’ne giderek, Moskova Lomonosof Devlet Üniversitesi, Gazetecilik Fakültesi’nden master ünvanı ile mezun olmuştur.

1979 yılında Kıbrıs’a dönüşü sonrasında “Söz”, “Kıbrıs Postası” ve “Ortam” gazetelerinde yazı işleri sorumlusu olarak çalışmıştır. Kısa bir süre “Demokrasi” isimli günlük bir gazete çıkarma deneyimini yaşamıştır. 1990 yılında Türkiye’deki “Güneş” gazetesinin akredite muhabiri olarak Moskova’ya gitmiştir. Kıbrıs’a 1997 yılında dönmesiyle beraber “Avrupa” gazetesini yayınlamaya başlamıştır. Avrupa gazetesi iki kez bombalanmış, kendisi hakkında sayısız ceza davası açılmış ve 2002 yılında 6 ay hapse mahkum edilmiştir. “Avrupa” gazetesinin 2001 yılında kapatılmasından sonra yoluna “Afrika” gazetesini açarak devam etmiştir.

“Afrika” 2011 yılında iki kez silahlı saldırıya uğramıştır. 22 Ocak 2018’de ise Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın televizyonlardan canlı yayın ile verdiği direktif neticesinde Afrika gazetesi linçe uğratılmıştır. Bugün Şener Levent mahkemede Erdoğan’a hakaret iddiasıyla yargılanmaya devam etmektedir.

2018 yılında Avrupa Birliği tarafından kendisine “Avrupa Vatandaşlık Ödülü” takdim edilmiştir. Aynı zamanda POLITICO tarafından 2019 yılında Avrupa’yı etkileyecek 28 kişiden biri seçilmiştir.

Kendisi “Politis” gazetesine de 17 yıldan beri günlük yazı yazmaktadır. Yayınlanmış üç kitabı bulunup, son kitabı “Yurdum İşgal Altında” Türkçe, Yunanca ve İngilizce olarak üç dilde okuyucuyla buluşmuştur.

__________________________________________________________________________

İBRAHİM AZİZ

İbrahim Aziz, Kıbrıslı Türklerle Rumların birlikte yaşadığı karma Bodamya köyünde doğdu (1938). Sofya Tarım Üniversitesi’nden mezun oldu ve üniversite üstü öğrenimine devam ederek, Bağcılık Şarapçılık dalında Dr. unvanını aldı. Lefkoşa Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü’nden emekliye ayrıldı. Uzun yıllar Kıbrıs Yayın Kurumu (RIK) bünyesindeki Türkçe haberler ve programlar bölümünde çalıştı.

Genç yaşlarında, Derviş Ali Kavazoğlu grubunda sol harekete katıldı ve Kavazoğlu’nun ölümünden sonra yerine geçerek, 1965 yılında kurulan Kıbrıs Türk Vatanseverler Birliği başkanlığını yürüttü. Kıbrıs’ta Türklerle Rumların barış içinde bir arada yaşamaları için verilen mücadeleye katıldı. Bu faaliyeti nedeniyle şoven Türk liderliği tarafından hakkında vur emri çıkarıldı.

Yazar, araştırmacı ve siyasi yorumcu. 2004 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yaptı ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kontrolü altındaki bölgede yaşayan Kıbrıslıtürkler için seçme seçilme hakkını kazandı.

Kıbrıs’ta 1963 dönemiyle darbe ve istila sırasındaki trajik olayları yaşadı ve yurdunu terk etmeyerek, Tüm Kıbrıslıların ortak yurtta barış içinde bir arada yaşaması için verilen mücadelede aktif rol oynadı.

__________________________________________________________________________

OZ KARAHAN

Oz Karahan, 1990 yılında doğmuştur. Gençlik yıllarını Mağusa’da geçiren siyasi aktivist, “Kıbrıslılar Birliği” kuruluşunun başkanlık görevini sürdürmektedir. Lise eğitimini Mağusa Namık Kemal Lisesinde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimini Anglo-American Üniversitesi’nde (Prag, Çekya) tamamlamıştır.

Erken yaşta siyasi aktivitelere katılarak “2011 Kuzey Kıbrıs protestoları” sırasında aktif olan “LINOBAMBAKI” gençlik örgütünü yönetmiştir. Yüksek öğreniminden sonra Amerika Birleşik Devletleri, İsveç ve Almanya gibi ülkelerde çalışarak, siyasi faaliyetlerine devam etmiştir. ABD Komünist Partisi üyeliği ve Teksas Eyaleti delegeliği ve İsveç’te Komünist Parti üyeliğinde bulunarak bu partilerde görev yapmıştır. Daha sonra ailesinin bir bölümünün kökenlerininde bulunduğu Larnaka’ya dönerek yaşamına burada devam etmiştir.

Türkiye’nin Kıbrıs işgali ve Türkçe konuşan Kıbrıslılar üzerindeki sosyal ve kültürel baskıları karşısında lobi çalışmalarında bulunan Dünya Türkçe Konuşan Kıbrıslılar Birliği (WUTC) kurucularının arasında bulunmuştur. Şuanda WUTC ile benzer amaçlar doğrultusunda faaliyet gösteren ve Avrupa’nın hükümetlerarası birçok ana siyasi organında yer alan “Kıbrıslılar Birliği” kuruluşunun başkanlığını yürütmektedir.

__________________________________________________________________________

LEYLA HÜSEYİN (KIRALP)

Leyla Kıralp, 1952’de Mari’de (Tatlısu) doğdu. 1973’de Zigi’de (Terazi) evlendi. 1974 Ağustos’unda EOKA-B militanları tarafından esir alınan eşini Tohni (Taşkent) katliamında kaybetti. Kayıp şahıs olan eşinin ve Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk bütün kayıp şahısların bulunabilmeleri için aktif mücadelede bulundu.

1974’te tanıştığı, Mağusa göçmeni Maria ile anılarını Paylaştığımız Islak ve Beyaz Mendil isimli kitabında anlattı. İkinci kitabı “Kaybolan Gökkuşağımız’da” ise Kıbrıs’ta yaşanan trajedileri hikayeleştirdi. Her iki kitabı da Yunanca’ya çevrildi. Kitaplarının satışından elde ettiği gelirle iki toplumun hayır kuruluşlarına yardımda bulundu. Mari’de 40 yıldan sonra bulunan eşinin ve Kıbrıs’ın tüm kayıp şahıslarının anısına bir anıt yaptırdı.

Afrika gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. İkinci eşi ve oğluyla birlikte Kıbrıs’ın ortak kültürünü yaşatmak için Melandra House kültür evini inşa etti. Ülkemizin barışı ve yeniden birleşmesi için aktif olarak çalışmayı sürdürmektedir.

__________________________________________________________________________

ZEKİ BEŞİKTEPELİ

Zeki Beşiktepeli, 1960 yılında Baf kazasına bağlı Melandra köyünde doğmuştur. 1974 tarihinde, henüz 14 yaşındayken o dönemde kurulmuş olan Devrimci Gençlik Derneği’ne katılmıştır.

18 yaşında CTP üyesi olmuştur. Devrimci İşçi Sendikası’nın verdiği burs ile yüksek öğrenimine Moskova Devlet Üniversitesi’nde hazırlık okuyarak başlamış, arkasından Timiryazev Akademisi’nde Ekonomi eğitimini alarak devam etmiştir. Daha sonra Moskova Devlet Üniversitesi’nin Ekonomi Fakültesinde doktorasını tamamlayıp, 1993 yılında Kıbrıs’a dönmüştür.

1995-1997 yılları arasında CTP parti meclisi üyeliği yaptıktan sonra, Özker Özgür’ğn partiden atılması ile beraber kendiside partiden istifa etmiştir. Yirmi yıl boyunce üniversitede ekonomi ve ekonomi düşünceler tarihi dersleri vermiş ve yakın zamanda Afrikaya yapılan saldırıları kınadığı için işine son verilmiştir.

__________________________________________________________________________

FAİZE ÖZDEMİRCİLER

Faize Özdemirciler, 1964 yılında Larnaka’ya bağlı Aytotoro köyünde doğdu. Yüksek öğrenim için 1982 yılında İstanbul’a gitti, şiir ve edebiyat yolculuğu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde öğrenim gördüğü yıllarda başladı.

9 senedir “Adressiz Yazılar” köşesinde günlük siyasi ve edebi yazıları önce kapatılan “Avrupa” sonra “Afrika” gazetesinde yayınlanmaya devam etmektedir.

Yitik Manzaralar, Hüzzam Bozuldu, Deli Temmuz, Her Aşk Doğduğu Yere Benzer, Rumca Küstüm Türkçe Kırıldım olmak üzere yayınlanmış beş kitabı bulunmaktadır. Birçok şiiri İngilizce ve Yunanca’ya çevrilmiştir.

2015 yılında tiyatro sanatçısı Yaşar Ersoy “Rumca Küstüm Türkçe Kırıldım” kitabında yer alan “Kıbrıs” adlı şiirini araya “Afrika”da yayınlanan bazı yazılarından bölümler de katarak, tiyatroya uyarlanmıştır. Oyun kuzeyde Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nda Türkçe, güneyde ise Satirigo Tiyatrosu’nda ve Rialto’da Rumca alt yazılı olarak sahnelendi ve büyük ilgi görmüştür.