Gavur İmam İsyanı

Gavur İmam İsyanı

GAVUR İMAM İSYANI- KIBRISLILARIN DESTANSI MÜCADELESİNİ HATIRLAMAK

01.01.2018 – Tüm Kıbrıs tarihinde hakkında yazılabilmiş en büyük halk hareketi olarak adlandırabileceğimiz Gavur İmam İsyanı’nın üzerinden 185 yıl geçmiş bulunuyor.

Osmanlı’ya karşı Kıbrıs’ın bağımsızlığı için hayatlarını ve yüreklerini ortaya koyarak mücadele veren bir kahramandan ve o zamanın Kıbrıs’ından bahsedelim biraz. Hakkındaki kaynakların Türkiye tarafından ortadan kaldırılmaya çalışıldığı, hatta Kıbrıs folklörünün en değerli halk müziği eserlerinden biri olan “Gavur İmam İsyanı” şarkısının yayınlandığı albümlerin yasaklandığı dönemleri hatırlatmadan bu destan hakkında konuşamayız elbette.

“Köylüler birlik oldu, paşaya karşı durdu, Gavur İmam vurdukça, Osmanlı kaçar oldu, halk isyanı çoştukça, askerler kaçar oldu” der bu Kıbrıs halk şarkısının son dizeleri. Bu anonim eser, dünya üzerindeki diğer destan örnekleri gibi insanlara Kıbrıs’ın o dönemki toplum yapısını anlatmaktadır. Kıbrıs halkının emekleriyle elde ettikleri herşeyi “paşaya” vermek zorunda olduğu, baskı ve zorbalıkla kontrol edilen bir ada. Ve o Kıbrıs halkını bir bütün olarak birleştirerek özgürlükleri için Osmanlı’ya karşı ayaklardıran bir Gavur İmam.

BAZI TARİHSEL GERÇEKLER

Osmanlı’nın Gerileme Döneminde Kıbrıs

19’uncu yüzyılın başlarında, Osmanlı yönetimi Kıbrıs’ı Dragoman (Babıâli Tercüme Odası) ve Kocabaşı gibi görevlere getirdiği hristiyan cemaatinin önde gelenleriyle ve Ortodoks Kilisesi üzerinden yönetiyordu. 18’inci yüzyılda Ortodoks Kilisesi’nin ada üzerindeki hakimiyeti o kadar güçlüydü ki bazı yabancı devletler Kıbrıs’ın Başpiskopos tarafından yönetildiğini sanmaktaydı. Bu sebeplerden dolayı halkın hristiyan din adamları ve yöneticilere olan öfkesi Kıbrıs’taki toplumun ortak ayaklanma hareketlerine neden olmuştur.

Adanın yönetimindeki dengeler 19’uncu yüzyılın ilk yarısında değişmeye başlamıştır. Osmanlı ile Ortodoks Kilisesi arasında başlayan uyumsuzluk, 1821 yılında Başpiskopos Kyprianos’un idamını getirmiştir. Bu süre zarfında adaya gelen Mısırlı askerlerde halkın günlük yaşamına etki eden sıkıntılara neden olmuştur. Birçok Kıbrıslı bu dönemde ağır vergiler sebebiyle adayı terketmiş ya da irili ufaklı ayaklanmalara katılmıştır.

1833: Devrimler Yılı

Bu olayların ışığında 1833 yılına, yani Kıbrıs’ın üç büyük isyanın yaşandığı döneme şahitlik etmemiz bir rastlantı değildir. Bunlar Larnaka’da Nikolaos Theseus, Karpaz’da Kalogeros (rahip) Ioannikios ve Baf’ta Gavur İmam isyanlarıdır. Bu isyanların gerçekleşmesinde en önemli nedenlerden biri de o dönem yürürlüğe konulan ağır vergi politikalarının Kıbrıslılar için dayanılmaz bir noktaya ulaşmasıdır.

Kıbrıs toplumunun tüm öğeleri bu üç isyanda da yer almıştır. Nikolaos Theseus’un isyanında Avrupalıların da (isyanı desteklemeyen Başpiskopos Panaretos’un deyimiyle “üçüncü tabaka” insanlar) yer aldığı kayıtlara geçmiştir. Rahip Ioannikios’un isyanında ise Larnaka’da o dönem bulunan Arnavut askerlerin katıldığı bilinmektedir.

Bu üç isyanın ilki olan, Nikolaos Theseus’un önderliğinde Larnaka’da gerçekleşen ve bu üz isyanın ilki olan hareket hem büyüklüğü hem de kendiğinden gelişimi ile öne çıkmaktadır. Larnaka’da başlayan gösteriler daha sonra Lefkoşa’ya sıçrayarak devam etmiştir. O dönem yürürlüğe giren bazı vergilerin geri çekilmesiyle bu isyan çok kayıba neden olmadan sona etmişti. Theseus bir misillemeden korkarak birçok destekçisi ile Stavrovouni’ye yerleşmiş, güvenlikleri kesinleşince oradan da sessizce dağılmışlardır. Theseus Kıbrıs’ı terketmiştir.

Karpaz’daki istan ise bu bakar sakin sonlanmamıştır. Biraz daha sonra, Temmuz aylarında başlayan bu hareket Osmanlı güçlerini daha net bir şekilde zorlamıştır. Rahip Ioannikios Larnaka’da Arnavut askerler ile yola çıkarak önce Boğaz’da kara çıkmış oradan da köyüne, Agios Elias’a varıp burada köylülerini Osmanlı yönetimine karşı örgütlemiştir. Hareketin merkezi Trikomo olmuştur. Kırsal kesimde hareketine çok sayıda destekçi bulmasına karşın Osmanlı askerlerinin bölgeye varmasıyla bu güçler dağılmıştır. Rahip Ioannikios ve yanındakiler tutuklanıp idam edilmişlerdir.

Bu iki isyanın arkadasındaki liderler ve sebepleri hakkında çok şey bilinmiyor. Ancak Nikolaos Theseus’un adaya gelmeden önce 1821 yılarında Yunanistan’da bulunup Osmanlıya karşı savaşmış olması, motivasyonunun Yunan bağımsızlık mücadelesi olduğunu düşündürmektedir (her ne kadar harekete katılan halkın asıl mücadelesi vergiler olduğu bilinsede). Aynı durumun Rahip Ioannikos için de geçerli olduğu, kendisinin de Yunan devrimine şahsen katıldığı düşünüldüğünde söylenilebilinir. İşte Gavur İmam’ın farkı, onun mücadelesinin sadece Kıbrıslıların bağımsızlığı ve özgürlüğü ile bağlantılı olmasından kaynaklanmaktadır.

Gavur İmam Hareketi

Osmanlı kaynaklarına göre Gavur İmam bugünkü Baf kazadına bağlı Tremetusa köyünde yaşamaktaydı. Bu köyün, çoğu Türkçe konuşan Kıbrıslıların köyü olduğu gibi “Linobambaki” köyü olduğu düşünülmektedir. Asıl adı Polili “İbrahim Ağa” olmasına karşın tarihte “Gavur İmam” olarak anılmasının sebebininde buna bağlı olduğu üzerinde durulmaktadır.

Gavur İmam’ın mücadelesi, Osmanlı’nın dikkatini üstüne çekmemeyi başararak mülkünü neredeyse bir askeri kampa dönüştürmeye başladığı 1832 yıllarına dayanmaktadır. Bölgedeki Türkçe konuşan Kıbrıslı nüfusunun kendisine katılmasıyla elindeki güç her geçen gün büyüyordu.

1833 yılının Mart ayında yeni vergilerin yürürlüğe girmesiyle toplum içindeki hoşnutsuzluk artmış ve Gavur İmam yeteri kadar Türkçe konuşan ve Rumca konuşan Kıbrıslıyı yanına alabilmişti (yine dönemin Başpiskoposu Panaretos’un iddiasına göre bunların büyük çoğunluğunu Türkçe konuşan Kıbrıslılar oluşturuyordu). Gavur İmam amacının bütün Kıbrıslılara yarar sağlayacağını ve bu halkı bu ağır vergilerden kurtaracağını anlatıyordu. Sonuç olarak söylemleri o dönem aralarında hiçbir net ayrım olmayan Kıbrıs toplumu içinde büyük bir karşılık bulmuştu.

Tremetusa’dan başlayan mücadelesi kısa sürede bütün Baf’ın kontrolü altına girmesiyle devam etti. Gavur İmam’ın Limasol’e devam etmesinden endişelenen Kocabaşı Pilavakis gibi Ortodoks önde gelenler Osmanlı’dan isyanın bastırılması için yardım istediler. Ancak vali, Mısır’da Mehmet Ali Paşa ayaklanması ile başı dertte olan Osmanlıların adaya asker gönderemeyeceğinin farkındaydı. Osmanlı, Kıbrıs’ta ne kadar zayıf olduğunun da bir göstergesi olabilecek şekilde adadaki yöneticilerinden Gavur İmam ile pazarlık yapıp onu birkaç ay tolore etmelerini istiyordu.

Bazı kaynaklar Gavur İmam’ın Rahip Ioannikos ile birlikte çalışarak Lefkoşa’ya kadar ilerlemeyi ve adayı tüm Kıbrıslıların kontrolü altına almak için girişimler yaptığını yazmaktadır. Bu bilginin kesinliğini teyit edecek resmi bir kaynak bulunmasa da Osmanlıların Mısırlı Mehmet Ali Paşa ile anlaşmaları ve Karpaz’daki ayaklanmayı bastırmalarından sonra Gavur İmam ile ilgilenecek şansı bulduğunu görüyoruz. Anadolu’dan getirdiği askerlere ek olarak arkasına aldığı adadaki işbirlikçi Ortodoks elitlerin varlığı ile Osmanlı saldırıya hazırdı.

İsyan bastırılken tutuklanmak istemeyen Gavur İmam adadan ayrılık İskenderiye’ye gitmiştir ve adadaki destekçileri dağılmıştır. Gavur İmam’ın bu son dönemi hakkında değişik kaynaklar şeyler söylese de, sonunda adaya getirilip idam edildiği bilinmektedir.

Gavur İmam ve İsyanı Hakkında

İlk bakışta isyanın ana nedenlerinden birinin vergi olduğu izlenimi olsada hem Gavur İmam’ın hem de Rahip Ioannikos’un genel olarak Osmanlı’nın adadaki varlığına karşı bir tavırları olduğu bilinmektedir. İlgi çekici olan şey, neredeyse aynı zaman diliminde gerçekleşen bu isyanların içerisinde tüm Kıbrıs halkının birlikte yer almasıdır. Öteki yandan Osmanlı yönetiminin yanında yer alan kesimin ise tüm Kıbrıs toplumunun, özelliklede Ortodoks Hristiyanların ileri gelenlerinden oluşması da önemli bir konu olarak karşımıza çıkıyor.

Gavur İmam ve onun mücadelesi bugün Kıbrıslı kültürü içerisinde bir kahramanlık ve yiğitlik örneği olarak var olmaktadır. “Gavur İmam İsyanı” destanı ve anonim Kıbrıs halk şarkısının yanı sıra, bugün hala Baf şehrinde, Türkçe konuşan Kıbrıslıların yaşadığı bir mahallede onun anısına bir sokağın adı “Gavur İmam Sokağı” olarak geçmektedir.

Bütün bunlar bize gösteriyorki, Osmanlı yönetimine karşı hoşnutsuzluk ve özgürlük ihtiyacı tüm Kıbrıs halkının özellikle de kırsal kesimde yaşan halkın ortak hissiyatıydı. Larnaka, Karpaz ve Baf’tali Gavur İmam İsyanı’nın hızlı bir şekilde halk desteği bulmalarıda aralarındaki ortak noktaydı. Üçünün de ortak amacı olan Lefkoşa’ya ele geçirme fikri ise Osmanlı’nın ada üzerindeki hakimiyetini tehdit eden şey oldu. Açık olan şey böyle bir amacın, gerileme devrinde olan ve beceriksizce yönetilen Osmanlı topraklarında aslında mümkün olabileceğiydi. İsyanların hazırlanma dönemindeki eksiklikle ve koordinasyon zayıflıkları bu hareketlerin başarıya ulaşamamasına neden olmuş olabilir.

Bu isyanlar bize Kıbrıs tarihi açısından çok önemli bir noktayı hatırlatıyor, o da Ortodoks Kilisesi’nin resmi olarak Osmanlı yönetiminin yanındaki duruşunu. Her üç isyanda Başpiskopos Panaretos tarafından resmi olarak kınanmış ve kilise bu süreçler içerisinde Osmanlı yönetimi için çalışmıştır.

Gavur İmam İsyanı, Türkçe konuşan ve Rumca konuşan Kıbrıslıların beraber katıldığı son büyük hareketti. Bugün bu destan birçok sanatçıya da ilham olmaktadır. Müzisyen Hamza Irkad ve Kıbrıs halk müziği sanatçısı Oz Karahan bu destanı ve şarkısını kendi tarzlarında yorumlamıştırlar. Aynı zamanda Gavur İmam’ın isyanı, yapısı itibariyle özellikle Marksist ve genel olarak sol öğretinin üzerinde durduğu bir tarihi değer olarak tüm dünya ve akademik çevreler için öenmli bir yere sahiptir.